|
Bir varmış bir yokmuş. Günün birinde Ersin dünyaya gelmiş. O gün
onüç mayısmış. Sonra da gel zaman git zaman derken günün birinde bu sayfalar ortaya çıkmış, tamda buraya birşeyler yazmak gerekince aşağıdaki satırlar şimdilik (aslında herzaman) idare etsin diye dökülüvermişler...
Aslında hakkımda bilinesi okadar çok şey varki anlat anlat
bitmez... Yinede lafın kısa hali ile ben var ya ben bildiğiniz gibi değilim işte tabi aranızda az çok bileniniz var ise bilmeyip tahmin edeniniz var ise oda olur. Neyse, bazen şair, bazen
ressam, bazen duygusal, bazende çok kızgın, zaman zaman da alıngan... Kimi zaman bisiklet delisi; bir yola çıktımmı durmak bilmeyen. Gece
gündüz bilgisayar başında sababahlayarak 91 saate kadar ekrana bakabilen… Web
tasarımına ve programalamaya pek meraklı, sivil topluma gönül veren, yan flütü
çok seven ve üfleyen, masa tenisi konsunda oldukça profesyonel ve son zamanlarda
da (2006 ağustos =)) poi çevirmeye başlayan… Pekte bi hamarat mı hamarat 10 parmağında 20 marifet
pek bi becerikli ve azimli insanım… Sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış, inanç, azim, istikrar, kararlılık,
güven ve sabır hayatımın anahtar kelimelerinden bir kısmı ve yanyana
geldiklerinde ilgili konuda şaşırılacak sonuçlar verebilen bir varlığım işte… (:
Ha bu kadar kısa geçmekle olmaz derseniz, belki işe yarar diye de derme çatma bi CV koydum meraklılarına... Bi yandan da aşağıda ilgi alanlarım doğrultusumda daha detaylıca bilgiler bulmak mükün, hala bi kısmı güncelleniyor olsada =)
Buyrun biraz daha bilgi...
Hayatımın en eski hobisi, şimdilerde ise mesleğim olarak düşünebileceğim bir alan. Ne zamanki lise 2'ye geçtiğimde bi arkadaşımla tanıştım (şimdi ortağım olur) ozaman elektronik konusunda daha hızlı yol almaya başladım. Çünkü arkadaşım bende çok fazla bilgiye sahipti. Hala da öyledir. Günler geçe dursunki bir günde birşey öğrenmeye duralım. Lise bitene kadar bütün harçlığımı elektroniğe yatırırdık. Radyolar, telsiz vericiler, alıcılar, anfi devreleri, ışıklı göstergeler v.s. Ama uzmanlık alanımız hep anfiler oldu. Bi ara hatırlıyorumda (tarihini vallahi bilmiyorum) 60 milyon (ozaman milyon derdik) harcamıştım elektroniğe, hepside anfi devreleri içindi, koca yaz TDA serisi entegrelerin devrelerini yaparak geçmişti ve yine yanılmıyorsam 12 devreydi, sonuncusunu 2 yıl kullanmıştım.
Neyse lisedeki elektronik maceralarım bitmez, devre şeması yapıp satmaktan, sipariş üzerine radyo yapmaktan, anfi devresi şeması satmaktan (evet bir kağıt parçası üzerindeki çizimden bahsediyoruz), tamir işlerinden geçilmezdi hayatımız. Sayısız ototeyp tamir etmişimdir. Televizyonları, müzik setleri, portatif teypleri, walkman'leri de unutmamak gerek ve daha neler neler.
Ozamanlar koyduğumuz bir takım hedefciklerimiz vardı. Şimdilerde daha farklı tabi. İşte o hedefçikler zamanında Adımızı bile koymuştuk; ABER Elektronik. Heleki bir hedef vardı, "ABER Elektronik önümüzdeki 20 yıl içerisinde kendi chip'ini üretmeyi ve Türkiye adına elektronik dünyasına yenilikler katmayı hedeflemektedir..." ne vizyon ama, tabi ozaman ki kafa ile vizyon misyonu ne biliriz (hala yazar web sitesinde) aman aman. İş bu hedef hala değişmedi aslında, değişen bir şey varsa oraya giden yolumuz ve yöntemimizdir.
Lakin sadede gelirsek üniversite ile tanışınca ortak ile yolar ayrıldı, artık ayrı gayrı olsakta her fırsatta görüşürdük. Bir gün 2003 yazında web sitesi açalım dedik, adımızı alalım, elektronik adına yapacaklarımızın temelini şimdiden atalım. Çok farklı bir niyetle açıtğımız web sitesi hala aynıca durmaktadır. Elleşemiyoruz çünkü acayip bir büyüsü var; Gelen mailleri bi bilseniz =) Benimde ilk web sayfamdı, ondan sonra kendimi birde webe adadım zaten (adamaz olaydım =) hastalık oldu çünkü) arkasından bir sürü web sayfası açtım kapattım, son bir yılım dahaz hızlı geçsede ABER Elektronik için planladıklarımın son noktalarına geldim sayılır, 2007 yılı içinde altyapı ve arayüz değişikliğine uğrayacak ABER, Artık gerçek anlamda hayata merhaba diyecek. Ne olacak derseniz bekleyin görün. işte adres www.aberelektronik.com
Dünyamı değiştiren teknoloji. İnanırmısınız ben bu meret ile 2002 yılında tanıştım (inanırmısınız dedim çünkü kısa sürede öyle yol aldımki 2-3 yılda 10 yıllık deneyimi olan arkadaşlarım inanamamaktalar bu duruma ;)). Üniversiteye başlamadan hemen önce, abim sağolsun; aldı götürdü beni bir internet cafeye, birde mynetten epposta aldı. Eyvah ki eyvah, bilgisayarı keşfettikçe bir haller oldum sonrasında... Windows ailesinin kullanmadığım sürümü kalmadı, her ne kadar bilgisayarı XP'de öğrensemde zaman içinde hepsine elim değdi, bi millenium'u çok az kullandım.
Neyse bilgisayarı internet kafelerden keşfederken ilk kişisel bilgisayarımda 2004 kışın sonuna doğru oldu, oda Celeron, 128mb ram, 2gb disk, 64mb ekran kartı ve windows 98 ;) Bu özellikler beni yaklaşık 7 ay kanser etsede 2004 yazına doğru kıyak bi bilgisayar yaptım kendime (bin bir türlü dertle), şu anda bu kelimelerin dükülmesi için parmaklarımın usul usul gezdiği bilgisayarda o bilgsayarın ta kendisi. Bu da P4 3GHZ, 1GB RAM, 128 MB Ekran Kartı, 17" Samsung Flat Monitor, 120 GB Disk ve Samsung CD-RW. Tabi çok geçmeden bi Tv Kartı eklendi, Yakın zamanlarda da Ses Kartı, Ses Sistemi, 160 GB Disc, ve DVD-RW eklendi. Bilgisayar 3 yaşını doldurmaya yaklaşırken dahi aynı teknik özellikleri kullanabiliyor olmak güzel, alırken gerçektende nası birşeye ihtiyacım olacağını düşünerek aldım, işte bu performans tüm işlerimi görüyor (tabi zaman zaman yavaş kalabiliyor yinede) Teknik durum bu iken yazılımlardan yana Windos'un en çok kullandığım sistemi XP oldu. Ünv'deyken bi yıl 2000'ini kullandım (bilgisayar labaratuvarında bu kuruluy) Sonraları XP Media Center da çıktı zaten. Visata'yıda unutmayalım. şimdilerde Bilgisayarımda yüklü sistemlerin haddi hesabı yok; Xp Media Center, Server 2003, Vista, linux Pardus.
Heh, Linux demişkende burda yeni satıra geçmek lazım. Bilgisayar dünyamda yenibir kapı yeni bir pencere oldu bu linuxta, tamamen linuxa geçmek için hazırlık yapıyorum; ihtiyacım olan programları kullanabilmek üzerinden. Daha önceleri, Suse, RedHat, Ubuntu, Debian, Fedora gibi sürümleri deneme şansım oldu. Şimdi Pardus kurulu, ara ara onu kullanıyorum. Bakalım tamamen ne zaman geçeceğim henuz net fikrim yok. Ama Açık kaynak kod dünyasının destekçisi olarak bütün lisanslı programlardan vazgeçeceğim. Bilgisayar konusunda son olarak Microsoft Sistem Uzmanı olarak yol alıyorum 2007 yılı içinde. Açık kaynak kodlar konusunda da seminerleri eğitimleri kaçırmamaya çalışıyorum. Bakalım hayırlısı bundan sonrası için.
Bu internet denilen meret de hayatıma üniversiteye başlamadan hemen önceki yazında girdi. Abim tuttu götürdü beni bir internet kafeye (tabi kendisi benden önce keşfetmiş bilgisayarı) açtı bir adet eposta hesabıda mynet'ten :) sonra bak buna basınca menü çıkar burdan program çalıştırırsın burdan da bunu... İnternete girmek için ya burdan basarsın şu ikona yada gider burdan.. Sen bilirsin hangisi kolayına gelirse. Pencere açılıncada şu adres satırına açacağın web sitesinin adresini girip ister enter basarsın istersen de şu ikona.
Diye başladı işte benim bilgisiyar denilen teknoloji ile tanışmam. Tabi sonrasında noldu? İnternet kafelerden çıkmadım. O zamanlar uğraştığım şeyleri hatırlayınca ve harcadığım zamanları... Gülümsüyorum şimdi. E tabi öğrenmek denilen şey böyle olsa gerek. Deneyerek, kurcalayarak...
O yaz üniversiteyi kazanıpta Sakarya'ya gidince, okulumun internet kafesinde Windows 2000 ile bilgisayar bilgim hızla artmaya başladı. Öncesinde internet kafelerde Win98 ile uğraşırdım işte. Neyse ki okulun birinci sınıfın ikinci döneminde bir takım sebeplerden okulumu dondurupta istanbula döndüğümde bi vakıfta çalıştım stajyer sıfatı ile 3 ay. İşte o vakit benim altın çağım gibi oldu, Windows Xp ile hayatım değişti. Öylesine altından girip üstünden çıktım ki sormayın. Birde bi abim vardı orada bilişimci ki hakkını vermek lazım kendisininde! Çok şey öğrendim o 3 ayda ve sonrasında da tabi, hatta halende :)
İşte o 3 ayın ardından başka işlerle ilgilenirken zaman zaman elektronik ile ilgili uğraşlarımda hep birlikte olduğum ortağımı ziyarete giderdim, buluşurduk ara ara... Bende okullar açılcak Sakarya'ya döneceğim diye "yav napsak şu bizim transistör entegre katoloğunu? öyle bişi yapsak ki gittiğim her yerde görme fırsatım olsa" deyipte "hmmm evet galiba web sayfası açarsak olur bu iş" düşüncesi ile hemen kolları sıvadık.
Ve 3 günün ardından front page denilen programı kapatmıştık ve ortaya www.aberelektronik.com çıktı. Kaç yıl oldu hala aynı. Adına bir sürü planlar yaptık. Eninde sonunda gerçekleşecek ama sanırım ne zamanki o iş ile igili ayıracak çok fazla vaktimizi olur işte ozaman o web sayfası işlevsel bi hale döner...
E sonrasında nolsun ben elimi bulaştırmışken web işine boş dururmuyum. Sonrasında çok tırmaladım ve 3,5 yılın ardından geçtiğimiz yaz kendime doğru dürüst bir vakit ayırıpta seçimlerimi netleştirip yolumu çizdim ve php ve grafik tasarımı konusunda kendimi geliştirmeye başladım. Arkasından gönüllü çalışmalarımın yanında profesyonel çalışmalar da geldi. Merak edenlerde görebilirler
http://www.ersiny.net
http://www.ersinyilmaz.net/gunluk/joomla/index.html
http://www.ersinyilmaz.net/gunluk/internet/index.html
adreslerinden çalışmalarım...
İşte böyle temelde php bilgimi açık kaynak kodlarınını gelişimine adıyorum bi yandan, bi yandan da her bir işimde kendime artılar katıyorum. Süreçte de grafik çalşmalarımda güzelleşsin istiyorum. Oluyorda yavaş yavaş...
Ve hikaye böyle devam eder. 2002 de bilgisayar ve internet ile tanışmış biri için bu kadar iş ile yol almaya çalışmak mesele olsada alıyorum yolumu gerçekten... Seve seve, zevkle, heyecanla...
|