Pazar, 18 Ekim 2009 20:17
-
Günce -
Spor
Bu içerik 565
kez okunmuş!
Uzun süredir katılım göstermediğim bir etkinlik olsada Kıtalararası Maraton, bu sabah itibariyle ister istemez içine sürükledi beni. Oysaki tek niyetim karşıdaki (Anadolu Yakasına) toplantıma sessiz, sedasız ulaşmaktı. Ne yazık ki Mecidiyeköy'den gelen taşıtlara kapalı olan Zincirlikuyu köprülü kavşağını görünce mecburen Metrobüs'e indim. Ancak Metrobüs seferlerinin de ne zaman başlayacağı belirsiz olması üzerine tabana kuvvet yürümeye başladım...
Saat 11'i geçmişken hala köprüde yoğun bir kalabalık vardı. Doğal olarak herkes ayrı bir macera peşinde, her yıl düzenlenen bu maratona bir ay kala kızışır bir çok fantezi insanların akıllarında; piknik yapanından çay demleyenine, top oynayanından köprüyü geçene kadar video kaydı yapıp sunuculuk rolü üstlenenlere kadar. Bir çok kişi fotoğraf çektirip köprünün üzerinde kendini İstanbul'un puslu soğuk atmosferine teslim etmiş gibiydi. Aslında eve geri döndüğümde öğreniyorim ki, 11 sularında köprü ortasında gördüğüm kalabalığın sebebi bir
intihar vakasıymış. Yazık, onca güven(siz)lik önlemi, köprü yaya geçidinin kapalı olması ve polislerin belirli aralıklarla nöbet tutması yeterli olmuyor demek ki. Diyecek söz bulamıyorum... Eve geri döndüğümde Maratona dair okuduğum haberler arasında ilgimi çeken bir konuda Etiyopyalı atlet Lishan Yegezu düştü kalktığı
anlar oldu.
Gel gelelim köprüye ayak bastığımdan itibaren polis devriyelerinin megafonlarından bas bas "acele edin", "bekleme yapmayın", "arkadan gelen otobüslere binin", "emniyet şeridinden yürümeyin", "köprü trafiğe açılacak, madur olursunuz" v.b. bir çok uyarılarına, hatta azarlamalarına şahit oldu kulaklarım. Hem uslup yanlış, hem yöntem; ne gerek var tam gaz onca insanın arasında devriye arabalarıyla hızla ilerlerlemeye; fantezi midir yani trafiğe kapalı köprüde yayalar arasında ralli yapmak!
Beri yandan görevli otobüsleri çoktan hareket etmişti saat 12'ye gelmek üzereyken, yolda kalanları toparlamak adına. Malum köprü eninde sonunda trafiğe açılacak. Lakin ben daha köprünün ortalarına varmışken pek kimse göremiyordum Anadolu'dan Avrupa yönüne giden yaya. Ama hallice görevli otobüsleri gidiyordu. Köprü üzerindeki azınlık çoğunluksa Anadolu yakasına ulaşmaya çalışan yurdum insanı. Madur olmuşlar zaten toplu taşıma araçları henüz seferlere başlamadığı için. Hava soğumaya da başlamış. Hatta ben köprünün çıkışına yakın yağmurada yakalandım. Öyle çiseleyen de değil, hafif sağanak...
Ne zamanki köprü çıkışına doğru yakalandığım yağmur altında yol almaya başlayıp Altunizade kavşağına varmış olsamda ozaman geldi pek sevgili tabelası görevli olan yeşil otobüs... Ama yollarımız ayrılma noktasındaydı nede olsa. Hem ne gerek var zaten, ıslanmaktan da büyük keyif alıyordum bende onca yol boyunca... Polis devriyeleri köprüyü boşaltın diye bas bas bağırıp milleti azarlayacağına, Avrupa yakasına yaya kalmamışken Anadolu Yakasına verseymiş otobüsleri vaktinde...