| Çorap Söküğü |
| Yazar Ersin Yılmaz | |||||
| Cumartesi, 20 Ekim 2007 | |||||
|
Çok değil daha bu ayın başıydı, "hooop bi dur bakim Ersin, bi yavaş. Bi fren." dediydim kendi kendime. Zorda olsa komutu verdikten bir ay sonra durabilmiştim ada'da. Meğer mesele durmak değilmiş. Zaten çorabı sökecek noktaya gelmişim. Bu komutta söküğün başını çeken ipin ucu oldu. Sonra arkası da geldi...
Nasıda durmuşum hem. Bodoslama. Ciddi ama sakin. Karar almışım, bi çok. Bundan sonra biraz daha yavaş gidecektim. Tabi kime göre yavaş kime göre hızlı kim bilir... Zira alınan kararlar yetmemiş olsa gerek, hayat beğenmedi yaptığımız freni. Bi tokat attı. "Yaa güya karar alırsın, fren yaparsın" haa "al bakalım daha ilk haftadan böyle davranırsan ikinci haftaya çıkarmam seni" der gibiydi. Hatta gibisi fazla ki hemen ertesi hafta başı pnömotraks denilen rahatsızlıkla karşı karşıya bıraktı beni... Nerden de çıktıydı ki bu, turp gibi insanım üstelik... Hemde akciğer iflası. İşte birde böyle rölantiye girdik; dedim kendi kendime yine değil yavaşlamak, turbo'da yasak, beşinci vitesde... Keza gerekmedikçe dörtte yok. Ama yok. Olmadı yine. Meğer ada'da çorabın bi köşesinden tuttuk ya ipin ucunu. Farz oldu birşeylerin arka arkaya gelmesi. Çorap bu, hatta söküğü... Tam iyileştim ki az çok, istiratte yok, zaten dikişti pansumandı yattık ekstradan üç gün. Sonra birde iş. İş meseleside ayrı bi iş zaten. İş bu ya... Çorap söküğünden nasiplenmemesi imkansızdı. Oda son buldu. Bir şeyler bitti(mi) dedim. Yoksa daha yeni başlıyor(mu)... Bilmek güç zaman göstercek.
Sanki ada yolculuğuna başlamakla yeni bir sahnenin perdesini aralar gibi oldum. Ama oyun daha başlamadı...
Çorap söküğü aldı başını gidiyor. Sanıyorumki sökük bitmedi. Bakalım daha çorabın ucuna varan kadar neler çıkacak karşıma... Üstelik sırayla, üç hafta içinde... Şimdi sıra ömüzdeki haftada. Tahmin edebilen var mı? Ben edemiyorum da henüz olacakları.
Hayırlısı diyelim. Hayırlısı...
|
|||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|