| Yol Bitti |
| Yazar Ersin Yılmaz | |
| Pazar, 30 Eylül 2007 | |
|
Yer kadıköy iskelesi, hareket ediyor vapur; kabataşa doğru. Son
durağıma, yolun bittiği yere. Hava soğuk ve güneşli. Rüzgar sert.
Martılarsa rüzgara inat tepemde, vapura eşlik ediyorlar; bir yandan
havada uçuşan ekmek, simit, kek, parçalarını artistik, seri ve yumuşak
hareketlerle yakalamaya çalışıyorlar. Başarıyorlarda; zaman zaman
rüzgarın inatçılığına ve hırçınlığına karşı koyamasalarda.
Şimdi de sağımda dev gibi bir karga, yerde. Ufak bir kağıttan gri kase ile oynaşıyor.. Tamda bitirdiğim çayımın bardağını vapurun ortasında bacaların olduğu yerde uygun bir kenarı koyduğum ama rüzgara yenik düşüpte savrulduğu yerde, kırgın hali ile, tabak ters, kaşık başka bir alemde.. Karga hala kase ile. Şimdide oturduğum koltuğun karşısındaki koltukta. Tepede. Bi havalanıp geri geldi usul usul bıraktığı kasenin yanına.. Ve sonunda ani bir hareketle bir kaç delik açtığı kaseyi deliklerin olduğu yerden gagası ile kavramasıyla havalanması bir oldu; kanadını bile çırpmadan kendini boşluktaki rüzgara bırakıp vapurun gerilerine doğru gidiverdi.. aldı alacağınıda. Yolda bitmek üzere. Güneş yüzüme vuruyor bulutların arasından sızıp kaçırdığı ışınları ile.. Yol bitiyor, solumda üsküdar, kız kulesi... Yol bitiyor, sağımda karaköy, beyoğlu, galata... Yol bitiyor, bu cümlelerde... Yol bitiyor, martıda kalmadı. Yol bitiyor, güneşte saklandı. Yol bitiyor, şehrin gürültüsü kulağımdaki müziğe karıştı. Yol bitiyor, vapur iskeleye yanaşmak üzere. Yol bitiyor, ve vapur. korna. dooot-dot.. daat. Yol bitti. Bende. Ada'da kaldı bi parçam. Yol bitti. Bende. Ada'da. Şimdi daha iyi. Yüzüm gülüyor.. Yol bitti, kulağımdaki şarkıda. Şimdi; çantamı, tulumu, çadırı sırtlama vakti. Yol bitti. Kavanoz da... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|