| Saat 23 |
| kalemim - hikaye | |
| Yazar Ersin Yılmaz | |
| Pazar, 10 Ekim 2004 | |
|
Hayel mi? Gerçek mi?
“13 Dakika!” Saat 23:30 birden kapı çalınır, alttaki, üstteki ve yandaki komşu dışında bu saatte kim olabilirki... Evdeki misafir ise şaşkınlıkla - “Hayırdır inşallah” der. - “Hayırdır hayırdır” derim. Kapıyı açtım ve karşımda daha önce gecenin ikisinde gürültü yapıyorum diye kapımı çalan atletli ve elinde kumanda olan insan... Bu sefer daha derli doplu en azından üzerinde bir gömlek vardı, tabi altındaki pijama biraz komik duruyordu ama... ve başlar konuşmaya; - Sizi eve bir kızla girerken görmüştüm, az önce duyduğum kahkaha ile yanılmadığımı anladım ve size bir soru sormak istiyorum, evli misiniz? - Hayır. - Ayrıca öğrencisinizdir de, peki o bayan evli mi? - Evet öğrenciyim ve o bayan dediğin insanda evli değil. Adıda Derya. Kendiside öğrenci olur... - Gecenin bu saati yaklaşırken, çıkan gürültüyü boşverip öğrenci bir insan olarak bu öğrenci evinde bu saate kadar bir bayanı tutmaya yada bir bayanla birlikte olmaya utanmıyor musunuz? Ben birden dondum kaldım. Kafam kapıya yaslı. Gözlerim adamın gözlerinde. Elim kapının kulbunda... Derin bir nefes aldım. - Bir dakika bekler misiniz? - Tabi. - Derya bi saniye gelir misin? - Geliyorum... Derya gelirken ben kendinden emin adımlarla yukarı kata çıktım, komşunun kapısını çaldım, evin hanımı çıktı kapıya... - Aferdisiniz bu saatte rahatsız ettim, beyfendi evdeyse müsait mi? - Evet. Ahmet bi bakar mısın? - Geliyorum. Ne oldu! - Afedersiniz bu saatte rahatsız ettim ama bir dakika sizi aşağı alabilir miyim? Gerçekten çok önemli... - Tabi, geliyorum şimdi. - Tekrar kusura bakmayın... Ben hemen aşağı indim tabi kapıdaki adam ise dondu kaldı, banada çok tuhaf bakıyordu inerken. Yanından geçip hemen karşı daireninde kapısını çaldım... - Afedersiniz, abim bir kaç dakikanızı alabilir miyim? - Tabi. Neden olmasın? - Teşekkür ederim. Ben teşekkür ederken yukarıdaki abi aşağı inmişti, belliki alttaki komşu ile hiç muhabbeti yokmuş ki, merhabalaşıp isimlerini söylediler. Tanıştılar. Karşıdaki komşuda selam verip. Geldi aramıza... Tabi bu sırada kapıma gelen komşunun yüzündeki şaşkınlık daha bir artmış, ne yapacağımı ve ne diyeceğimi hiç kestiremez, merakla ne olcağını bekleyen bi havası vardı... Ben de kapımdan içeri girdikten sonra, alttaki komşuyu işaret ederek, - Beyfendi benim ve arkadaşımın öğrenci olup, bekarlığımızla birlikte bu öğrenci evi sandığı evde bu saatte hala birlikte olduğumuzdan bana utanıp utanmadığımı sordu? Doğru mu abim? - Evet ama sen ne yapmaya çalışıyorsun şimdi... (hafif sinirli, diğerleride şok oldular bu saatte yapılan muhabbete bak der gibi) - Bi saniye efendim kızmayın hemen. Bu binada hep birlikte kalıyoruz ve bu binada hepimiz birbirimizin komşusuyuz her ne kadar birbirimizle konuşmasakta... Bu binada olacak her olay hepimizi ilgilendiriyor... Ancak hepimizin kendimize özgü bir özel hayatı var ve bu özel hayatımız çoğunlukta bu kapılarımızın arkasındadır.. Abileri teker teker işaret ederek konuşmaya devam ettim... - Nasıl yukarıdaki abimin evde yere ne renk halı serceğine ve takacağı perdeye karışamadığımız gibi sizinde evinizde yiyeceğiniz yemekler ve karşıdaki abimin evine girecek akraba ve misafirlerine karışamayız, sizin nasıl bu saydığım benzeri örneklerde vereceğiniz karalarda özgürlüğünüz varsa benimde aynı özgürlüğüm var... Hepsi kilitlendi birden bana ve karşıdaki komşunun hanımı ile yukarıdaki abimin hanımınında beni dinlediğini farkettim.. ve hiç durmadan devam ettim... - Bakın ben bir öğrenciyim ancak bu yapacağım açıklamaları yapmak zorunda olmamama rağmen bilginiz olsun diye yapıyorum, lütfen içeri buyrun size evimide gezdireyim... Adamlar ipnotize olmuş gibi beni takip ede durdular, onlar takip ederken ben konuşmaya devam ettim ve yatak odama doğru yöneldim... - Öğrenci olmamın yanında aynı zamanda yarı zamanlı bir işim, gayri resmi bir elektronik şirketim var. Odamı işaret ederek “işte burası benim yatak odam” dedim ve konuşmaya aralık vermeden devam ettim... - Üniversitemde bir kulübün kuruculuk ve yönetim kurulu başkanlığını yapıyorum, onlarca projede sorumluluğum var, bu sorumluluklar çerçevesinde Türkiyede ki diğer üniversite öğrencilerine TOG Vakfı adı altında çeşitli eğitimler veriyorum... O arada diğer odaya girerken “burasıda çalışma odam” dedim, elektronik ve çizim masama, ilginç kitaplığıma ve yerdeki kitaplarla da dağınık görünen odama geçekten çok enteresan baktılar... Onlar bakarken ben konuşmaya devam tabi... (en arkadanda Derya takib ediyor bizi) - Ayrıca okulumun masa tenisi takımındayım... Kurduğum 4 web sitesi, sorumluluğunu üstlendiğim 5 web sitem var. Bilgisayar ve internet ile ilgili Sakarya’da iki ilköğretim okulunda gönüllü eğitmenlik yapıyorum... Oturma odasına girdik bile.. - Telefonumun ve simkartımın dolu olan 250 şer numara hafızalarının yanında defterimde de 350ye yakın insan var ve bu insanlar Türkiye’nin dört bir yanındanlar.. hepsi benim arkadaşlarım... Derya ‘yı işaret ederek, - Derya ‘da benim okul arkadaşım aynı zamanda aynı projenin gönüllü çalışanıyız ve aynı kulüp adı altında Sakarya’ya hizmet veriyoruz... bende kendisine bilgisayar dersi veriyorum. Adamlar yerlerine oturmuş, Derya kapının eşiğinde, bende bilgisayar masamın sandalyesine oturmuş vaziyette son cümlelerimin planın yapmaya çalışıyorum, biyandan konuşurken... - Derya gibi onlarca arkadaşım var, ve hepsinin misafir olma hakkı... benimde bir ailem, dostlarım ve akrabalarım var... bu evde benim evim her nekadar öğrenci olsamda anlattıklarımdan daha fazla özel hayatım var ve sizlerle bunların bir kısmını paylaşmak istedim... Derya içeri girdi birden (ne zaman kapının eşiğinden ayrıldı da birer bardak su doldurup getiriyor kaşla göz arasında anlamdım) ben 2-3 saniye duraksadıktan sonra, - Lütfen kim olursak olalım, birbirlerimizin özel hayatlarına biraz daha saygı duyalım! Ben burda tek başıma bir aileyim. tıpkı sizlerin hanımlarınız ve çocuklarınızla oluşturduğunuz gibi... Sustum ve birden evi sessizlik çöktü (bilgisayarda oldukça kısık seste çalan yavaş müzik hariç) hepsinin birer kez daha gözlerine bakarak, - Kusura bakmayın sizlerinde vakitlerinizi aldım bu saatte, sadece abim alttan gelip öle bir soru sorunca aynı binayı paylaştığımızdan sizlerlede bunları paylaşmak gereği hissetim, değinmek istediğim biz öğrencilerin hayatları sandığınız gibi aynı değil, benimkisi bu ve diğerlerininki de aslında sandığızınız gibi değil... Birden yukarıdaki abimin azından “haklısınız aslında” sesini duyar gibi oldum ve yanılmamışımki karşıdaki abiminde (kendisi öğretmen bu arada) azından “siz öğrencilerinde işi zor aslında” kelimlerini duydum... henüz kendisinden ses çıkmayan alttaki komşumu işaret ederek, - Abimin endişene yanıt ve sizlere yeterli bilgiyi verebildiğime inanıp hepinizden tekrar özür dileyerek sizlere iyi geceler demek ve artık açık olan şu kapımıda kapamak istiyorum... Dedikten sonra alttaki abimden “asıl sen kusura bakma kardeş, ben özür dilerim” diye bir cevap geldi ve hepsi teker teker dışarı çıkarken iyigeceler dileklerinde de bulundular... En büyük şaşkınlığı ve soğukkanlılığıyla bende kapımı kaparken içim birden ferahladı sanki, derin bir nefes aldım ve Derya’nın gözlerini gözlerimde gördüm, “şaşılcak insansın, ne cesaret ya...” diyerek bir bardak su uzattı, - Al bir bardak su iç, senin boğazın kurumuştur şimdi... - Sağolasın Derya. Saatime baktım ve 23:43 ü gösteriyordu... 13 dakika nasıl bu denli hızlı ve yavaş geçer birkez daha hayretler içinde kalarak, açıkçası öğrenciliğime kendimde şaşırmadım değil... |
|