|
Yazar Ersin Yılmaz
|
|
Cumartesi, 26 Mayıs 2007
|
Hani bazen ayak uydururuz
Müziğin çoşkusuna, ritmine.
Yerimizde duramayız;
Hoplarız, zıplarız,
Eşlik ederiz sözlere.
Bağırırız avazımız çıktığı kadar.
Dans ederiz doyasıya
Kolkola, omuz omuza,
Eller havada, gönüller bir,
Gözler ışıl ışıldır sevgiyle...
Bazende öylesine sessizizdir.
Öylesine durgun, hareketsiz...
Ne çoşkuya ortak olur bedenimiz
Nede eşlik eder dudaklarımız sözlere.
Öylece akar gider müzik içimize;
Bütün damarlarımızı gezerek,
Kanımıza karışarak,
Hücrelerimizle tanışarak.
Çoşkunun tam ortasındasındır ya
Bilemezler kimseler seni.
Anlayamazlar ne hücrelerinin,
Nede iç organlarının çoşkusunu.
Bilemezler müziğin her ritminde
Bilye tanelerinin teninizin altında
Hoplaya zıplaya bedeninizi
Delmeye çalıştığını.
Bilemezler her bas sesinde
Yüreğinizin yerinden oynadığını.
Bilemezler aslında orada olmadığınızı...
Sense bırakmışken bedenin her bir hücresini çoşkuya
Kurtulmaya çalıştığın negatif enerjin vardır içinde.
Çıkarlarsa dışarı teninden, söküp atmak istersin
Her bir olumsuzluğu eşleştirip bilye taneleri ile,
Kurtulmak istersin tüm sıkıntılarından işte.
Saf olmak istersin, sade ve sadece sevginle..
Sonra kavuştuğunda içindeki çoşkunun özüne
Tutup bırakmak istersin sevginide
Özgür kalsın istersin artık
Gitsin bulsun eşini geri gelsin diye.
Ya da bu sevginin sahibi seni görsün diye...
Özgür kalsın istersin, yıllar sonra kavuşmuşken!
Ama ne yapsan bilemezsin işte o anda. Bilemezsin...
Ve Beklersin, sen çıkaramadıkça içinden sevgini,
Gelsin çıkarsın istersin biri...
N’apsan bilemezsin!
yorumlar () |
|
|
|
|
|